Denemeler,  Genel,  Yazalım

Sessizce Bekleyen Yeteneklerimiz

Yetenekli miyiz? Fark edemediğimiz bir yeteneğimiz var mı?
Yetenekli miyiz?

İlerlemek için harekete geçmek yetmez, hangi yönde de harekete geçilebileceğinin bilinmesi gerekir.

Gustave Le Bon

Daha neyin ne olduğunu anlayamayacak yaşta, başkalarının insafına bırakılmış halde eğitim hayatımıza başlıyoruz. O yaşlarda her birimiz her verileni sünger gibi emecek kapasitede oluyoruz. Henüz beyinlerimiz bilgi kirlenmesi yaşamamıştır çünkü. Bilgiye açızdır çünkü. Bazıları zorlanarak, bazıları da severek bu eğitim sürecini tamamlıyor. Peki ya sonra?

Ortalama on altı yılını eğitime vermiş bir insan, bu süreci tamamlayıp para kazanma derdine düşüyor. Çalışan kesimi dikkate aldığımızda azımsanamayacak çoğunluk yaptıkları işleri sevmediklerini belirtiyor. Peki ama neden?

Para kazanma zorunluluğu

Birçok farklı alanda eğitim alma imkanımız varken, bir an önce işe başlayıp para kazanabileceğimiz mesleklere yönelmemiz ya da ailelerimiz tarafından yönlendirilmemiz en büyük sorunumuz.. Bu durum bire başlamamızı sağlıyor belki, ama yaptığımız işi çoğu zaman sevmemizi sağlamıyor. Çoğu insan da belli bir yaşa gelinceye ve belirli tecrübeleri edininceye kadar gerçekte neye ilgisi, neye yeteneği olduğunu ya da ne yapmak istediğini bilmiyor.

Büyüyünce ne olacaksın?

Küçükken sorduklarında birçoğumuz ‘doktor olacağım, öğretmen olacağım’ diye cümleler kurmuşuzdur. Bunu o yaşlarda neye göre söylediğimizi hiç sorguladınız mı? Ailelerimizin ve çevremizdekilerin etkisi yüzünden mi yoksa o yaşlarda gerçekten öyle istediğimiz için mi? İnsanların telkinleri sonucunda ilerlediğimiz yolda küçükken dile getirdiğimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Daha sonrasında tutkuyla istediğimiz mesleği, ya da istediğimizi düşündüğümüz, sevmediğimizi fark ediyoruz.

Sessizce bekleyen yeteneklerimiz
Sessizce bekleyen yeteneklerimiz

Nereden çıktı bu yetenek?

Bir insanın otuz yaşından sonra resim yapabildiğini keşfetmesini nasıl açıklarız peki? O yaşa kadar hiç bir resim malzemesine dokunmamış, o konuda hiç eğitim almamış ve bu yeteneğini fark etmemiş olması, eğitim sistemimizde büyük sıkıntılar olduğunu düşündürüyor. Küçük yaşta okuma yazmayı öğrettikleri kadar müzikle, sanatla, sporla ve bunun gibi birçok alanla ilgili kapsamlı bir eğitim vermeleri ve bunun neticesinde yatkınlıkları olanları belirlemeleri, ileriki zamanlar için bu çocuklara neleri sevdiklerini ve hangi alanlara ilgileri olduklarını kavramaları konusunda daha fazla yardımcı olacağını düşünüyorum.

Evrende geliştirebileceğinizden emin olabileceğiniz tek bir nokta vardır; Kendiniz.

Aldous Huxley

Birçoğumuzun üniversiteye gidip, okuduğumuz bölümün ne olduğunu tam olarak anlayabilmesi için işe girmesi ve mesleğini bir süre icra etmesi gerekiyor. Daha önce mesleğinin tam olarak ne olduğu hakkında düşünmemiş kişiler işe başlayınca büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar. Bazıları yaptığı işin toplumsal statüsünü, bazıları parasını, bazıları da işin kendisini sevmiyor. Bu durum da mutsuz, monoton ve verimsiz çalışmayı beraberinde getiriyor. Zaten düşünüp beynimizi kullanabileceğimiz, üretici olabileceğimiz neredeyse hiç bir meslek anlayışı yok, özellikle uygulamada. Her şey gözlemle hafızaya kaydedilip ezbere dayalı durağan bir yöntemle işleyen bir sürecin tekelinde.

Yirmi beş yaşlarında, pırıl pırıl bir zekayla mesleğine başlayan bir genç üretmeden, düşünmeden, kendinden kıdemlilerin güç oyunları altında ezilerek sistemin bir parçası haline getiriliyor. Mesleğinde otuz yılını devirdiğinde, ilk yıllar ne kadar bilgisi varsa otuz yıl sonrasında da aynı bilgiyi barındırıyor bünyesinde. Düşünmeden, ilerlemeden, olduğu yerde emekli olacağı günleri sayıyor sadece.

Böyle bir sistemin gençlerimizi ve bizleri ne kadar ileri götürebileceğini, ne kadar özgün, yaratıcı ve yenilikçi yapabileceğini düşünüyorsunuz?

Mutsuz, tatmin olmayan, ne istediklerini bilmeyen, psikolojileri bozulmuş bir neslin sahipleriyiz. Para kazanabilme ve hayatlarını idame ettirme zorunluluğu uğruna gençlerimizin bu şekilde gözden çıkarılması ne kadar acı verici!

Sağlıklı bir toplum, kendinden emin, mutlu bir gençlik, üretken, ilerleyen ve değerler katabilen bir nesil için eğitim sisteminden başlanarak birçok sistemin değiştirilmesi ve geliştirilmesi inancındayım. İlgi alanlarımızın, yeteneklerimizin neler olduğunu çok geç olmadan öğrenmeli, bunları öncelikle kendimiz için geliştirmeliyiz. Kendimizi keşfetmemiz ve ilerlememiz için hiçbir zaman geç değildir.

Gelişme hiçbir zaman sona ermeyecek bir süreçtir.

Peter Drucker

Ne düşünüyorsunuz?

%d blogcu bunu beğendi: