anı, günlük ve biyografi
Genel,  Yazalım

Anı, Günlük ve Biyografi

Anı, günlük ve biyografi özellikle kişisel hayatı konu alan metin türleridir.

Cumhuriyet dönemi nesri denilince akla ilk olarak edebi metinler gelir. Özellikle bu dönemin en zengin nesirleridir. Sanat endişesi taşıyan yazarlar tarafından kaleme alınan bu türler, okuyucuya estetik duygu kazandırma amacı taşır. Bu sebeple dil olabildiğince kusursuz ve hatasız olmalıdır. Hikâye, roman, mektup, makale, fıkra, tiyatro, mensur şiir, mülakat, seyahat, deneme, anı, günlük ve biyografi edebi nesrin türlerini oluşturur.

Genel olarak bu yazıda anı, günlük ve biyografi türlerinin tanımlarına, özelliklerine, benzerlikleri ve farklılıklarına değindik.

Anı

Anı kelimesi; geçmişteki bir olayı hatırlamak anlamına gelir. Anmak fiil kökünden (-ı) yapım ekiyle türetilmiş bir isimdir. Arapça ‘hutur’ kökünden türetilmiş hatıra kelimesi de, ‘hatırda kalan’ anlamına gelen bir isimdir. Ayrıca, hatıranın çoğulu ‘hatırât’ kelimesidir.

Bu kelimelerin günümüzdeki anlamlarıyla kullanımı ve bir türü karşılaması oldukça yenidir. 19.yy. da Fransızca ‘memories’ kelimesi, ‘hatırât’ kelimesiyle karşılanmıştır. Yakın döneme kadar kelimenin hem tekil hem de çoğul hali kullanılmıştır. Ancak, ‘anı’ kelimesinin karşıladığı kavram çok yenidir.

Diğer bir ifadeyle, hatıra/ hatırât/anı; kişinin yaşadıkları, işittikleri ve gördüklerini, üzerinden belli bir süre geçtikten sonra hatırlaması ve hatırladıklarını kendi bakış açısı ve algısına göre yazmasıdır. Farklı uzunluklarda yazılan bu nesir türüne hatıra/ hatırât/anı denir.

Bu yazı türünde uzunluk tespit edilebilir bir ölçü değildir. Çünkü anılar bir döneme ait yazılabileceği gibi kişinin tüm hayatını da kapsayabilir. Anı, geçmişe dayanması nedeniyle bir nevi bireysel tarihtir. Yaşanılan ve gözlemlenen olayların anlatıldığı bu türle seyahatname, sefaretname, otobiyografi, tezkire, mektup ve günlük gibi türler arasında önemli ortaklıklar mevcuttur. Bu türlerin birbirlerinden ayrıldıkları temel noktalar; yazılış amaçları, üslupları ve içerikleridir.

Anı Türünün Özellikleri

  • Geçmişte yaşanmış olaylardır, sebep-sonuç ilişkisi içinde kronolojik olarak ele alınır.
  • Kendine özgü estetik bir üslup ve dil içerir.
  • Kurgusal bir anlatım vardır.
  • Anı yazıları, geçmiş olayları üzerinden zaman geçtikten sonra ele aldığı için daha nesnel anlatılardır.
  • Siyasi anı, edebi anı, askeri anı gibi gruplara ayırmak mümkündür.
  • Yaşanan ve gözlemlenen olayları anlatır.

Masal, hikâye ve roman gibi edebiyat türlerine benzeyen anı, yaşanmış olayları esas almasıyla bu türlerden farklıdır. Hikâye ve romanda yaşanmış bir gerçeği anlatma iddiası yoktur. Bu nedenle yazar, roman ve hikayede gerçek dışı olaylar tercih edebilir ve belli bir düzene soktuğu çalışmasına sanat anlayışına göre şekil verir. Çünkü edebiyat eserleri kurgusal özellik taşır. Ancak anı, yaşanmış olayların anlatılması iddiasını taşır.

Günlük

Günlük, yaşanılan olayların sıcağı sıcağına yazıldığı bir türdür. Diğer bir ifadeyle, günü gününe yazılan yazılardır. Günce olarak da ifade edilir. Fransızcada ‘journal’, İngilizcede ‘diary’, Arapçada ‘yevmiyyât’ kelimelerine karşılık gelir.

Osmanlı saraylarında adet haline gelen Ruzname yazmak, bugünkü günlük terimiyle örtüşür. Ruzname, genellikle padişahların günlük yaşamlarının kaydedildiği metinlerdir. Günlük, edebi bir tür olarak karşımıza Tanzimat sonrasında çıkmıştır.

Günlük Türünün Özellikleri

  • Günü gününe yazılan yazılardır.
  • Yazan kişinin mahrem hayatını içerir.
  • Dil sade, açık ve anlaşılırdır.
  • Kişinin kendisi için yazmasından dolayı özneldir.
  • Gözleme dayalıdır.
  • Sübjektif yargılar içerir.
  • Anı türüne göre daha fazla ayrıntı içerir.
  • Metinlerde samimi bir üslup vardır.
  • Dışa dönük ve içe dönük şeklinde iki türdür.
  • Günlük tutan kişi istediği anlatım biçimini kullanır.
  • Diğer edebi türler için kaynak/belge olarak kullanmak mümkündür.

Anı ve Günlük Arasındaki Farklar

Anı ve günlük, bir kişinin başından geçen gerçek olayların anlatıldığı nesir türleridir. Üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra yazılması nedeniyle anı, gereksiz ayrıntıdan ve anlık sübjektif yargılardan yoksundur. Bu durum bir bakıma anıyı günlükten ayıran temel noktadır. Olayların sıcaklığıyla yazılan günlük ise anıya göre daha ayrıntılı ve sübjektiftir.

Günlüğün anıdan tek farkı, günü gününe tutulmuş olmasıdır.

Andre Gide

Anılarda anlatılanlar her zaman yazarın bakış açısına bağlıdır. Olayların zaman aşımına uğraması ve bazı olayların unutulması ya da yanlış hatırlanması mümkündür. Bu nedenle, anı türünün tarihi belge niteliği kazanması için diğer belge ve kaynaklarla birlikte kullanmak gerekir.

Biyografi

Biyografi; edebiyat, tarih, sanat ve politika gibi alanlarda tanınmış kişilerin yaşam öykülerinin yazılmasıyla oluşan edebiyat türüdür. Yaşam öyküsü de denir. Monografi ve otobiyografiyi içinde barındırır. Bilimsel ve edebi biyografi olmak üzere iki türde incelemek mümkündür.

Latince ‘biyo’(yaşam), ‘graphe’(yazı) anlamına gelen biyografi, yaşamı anlatan yazı demektir.

Tanınmış kişinin yaşamı, çevresi, eserleri ve başarıları biyografinin konusudur. Bu nedenle, gerçeklik vurgusu ön plandadır. Özellikle verilen bilgilerin günlüklere, söyleşilere, mektuplara, kayıtlara ve resmî belgelere dayandırılması gerekir.

Yazarın kendi yaşam öyküsünü anlattığı yazılara otobiyografi denir. Diğer adı, öz yaşam öyküsüdür. Kişisel ve ben merkezli yazılardır. Bu yönü otobiyografiyi anı türünden ayırır.

Ünlü bir kişinin hayatını ve eserlerini tüm yönleriyle ele alan yazılara monografi denir. Monografi kişilerle sınırlı değildir. Bu nedenle, bir olay ya da bir mekân ele alınan konular arasında olabilir.

Biyografi türünün içinde değerlendirilen yazılar; biyografik roman, nekroloji ve portredir.

Biyografik veriler bir kurmaca şeklinde bir roman ve hikâye formatında işleniyorsa, anlatılan kişi eser içinde bir kahramana dönüştürülüyorsa, bu tarzda yazılmış eserlere ‘biyografik roman’ denir. Kurmaca metin ve biyografi yazısı arasında bir yere sahiptir.

Ayrıca ünlü kişilerin ölümü ardına yazılmış yazılar da vardır. Bu tür yazılara ise nekroloji, diğer bir ifadeyle, ‘ölüm ardı yazısı’ denir. Bu tür yazıları biyografi yazıları kadar deneme türü içinde de görmek mümkündür.

Deneme, makale ve sohbet türü ile ilgili yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz.

Yakından tanısın ya da tanımasın, bir yazarın beğendiği kişilerin özelliklerini, aralarında geçen olayları anlattığı üç beş sayfalık yazılara ‘portre’ denir.  Fiziki ve ruhsal olmak üzere iki türdür.

Bir yorum

Ne düşünüyorsunuz?